malum escarole hastasıyım. yani deli kıvırcık. organik pazarda geçen hafta, bir sene aradan sonra, tezgahta görünce hemen atladım. önce armutlu bir salata yaptık, şimdi de ılık, kuru üzüm ve cevizli bir salata yaptık.
salata diyince aklınıza ne gelir? çıtır çıtır bir takım yeşillikler. eh, escarole de bir yeşillik olduğuna göre bu da öyle bir salatadır sanılabilir. ama değil işte.
İngilizcede ‘wilted’ diye bir kelime var, tam karşılığı ‘sünmüş/sündürülmüş’ olabilir. işte kelimelerin gücü. yeterli kelime yoksa, yeterli tarif de yok. ‘sünmüş’ lafı insanın gözünün önüne sünepe korkunç birşey geliyor. halbuki ‘wilted’ deyince, ‘ısıyı şöyle bir görmüş-hafiften sönmüş-diriliğini henüz kaybetmiş ve de ılınmış’ tariflerinin hepsi birden akla geliyor. leziz birşey yani, sünepe değil.
bu da öyle bir salata. leziz. üstelik de basit, yapması kolay. kuru sarı üzümler bir gün önceden konyağa basılıp, bekletiliyor. cevizler, az yağlı bir tavada, deniz tuzu kristalleri, pul biber ve isli paprika ile çevrilip, kenara alınıyor. escarole yaprakları orta kızgınlıkta bir tavada, gerçekten az zeytinyağı ve az biraz tuz ile, şöyle hafiften sönecek kadar soteleniyor. burada dikkat edilecek nokta, tam da pişmeyecek, sadece ‘sünecek’. dibine sarımsak sürtülmüş bir tabağa konuyor. üstüne kırmızı soğan turşusu, konyaklı üzümler ve kavrulmuş cevizlerle birleştiriliyor. biraz daha sızma zeytinyağı gezdirip, bolca bir karabiber çekip, bir de biraz teneke tulumu traşlanırsa tamam oluyor.


Böyle egzantrik salatalara hep bayılmışımdır. Sünmek kelimesi bile cazibesini bozmamış. Okuyunca armut fikri daha bir ağzımı sulandırdı: üzüm sevmediğim için herhalde. Çok farklı bir fikir, eline sağlık.
Elinize sağlık demek istedim, değiştiremedim bari buraya ekleyeyim dedim.