köfte diyince, kıymalı sanılmasın. hani şu Adana ve civarının meşhur sırf bulgurdan yapılan sarımsaklı köftesi var ya, işte ondan. biz onun envai çeşidini yapıyoruz. orjinali suda haşlanan bulgur köftelerini bol sarımsak ve domates sosla karıştırıyor. ama mevsimsellik takıntım yüzünden, domateslisini sadece yazın yapıyoruz. kışın pazılısı, yaz başı, henüz domatesler olgunlaşmadan, semizotlusu giriyor mönüye. herkesler de [...]
Archive for the ‘Türk’ Category
enginarlı sarımsaklı köfte
Posted in Türk, tagged enginar on 26/03/2012 | 1 Comment »
enginarlı sulu köfte
Posted in Kantin, köfte, sebze, Türk, terbiyeli, tagged bahar yemekleri, enginar, sultani bezelye, sulu köfte on 13/03/2012 | 21 Comments »
enginar mevsimi resmen başladı! henüz enginarlar zeytinyağlı yapılacak boyda değil. en azından lokantada bir porsiyon yapmaz. evde pişirilip, ikisi tek porsiyon olarak gövdeye indirilebilir, ki ben, şahsen, öyle yapıyorum. durum bu olunca, eh, artık enginar pişirmezsem de çatlayacağım, enginarlı tencere yemeklerini devreye soktum. ilki de enginarlı sulu köfte oldu. kıymayı ince bulgur ve dereotuyla yoğurup, [...]
bebek lahanaları doldurdum
Posted in Kantin, sebze, Türk, tagged lahana dolma, odun fırını, organik pazar on 23/02/2012 | 4 Comments »
hani iki gün önce bebek lahanalar aldım da, hatta içlerinden salata bile yaptım ya, işte o lahanalar bu lahanalar. sonunda esas görevlerine ulaştılar. içlerini doldurdum ve odun fırınında pişirdim. içlerini doldurdum, ama dolma olmadılar. literatürde ayrı bir ismi var mı, bilemiyorum, ama ben doldurma diyorum, malum sebepten, içleri doldurulduğu için. bir harç hazırladım, kıyma, kavrulmuş [...]
kuzulu akıtma!
Posted in fırında, kahvaltı, kuzu, Türk, tagged akıtma, gerdan, kuzu on 25/01/2012 | 7 Comments »
bu gerdan işine şiddetle taktım. müthiş leziz. düğün çorbası yapıyorum, etli pilav, keşkek derken, şimdi de akıtmaların arasına koydum. anneannemin evinde, ben çocukken, kazlı akıtma yapılırdı. akıtmalar -bilindiği üzere akıtma krep ve pancake’in Türk hali- kat kat, üst üste dizilirdi, aralarında da irice didiklenmiş kaz etleri. başka bir ot yada soğan filan koyarmıydı, hatırlamıyorum. bahsettiğim [...]
keşkekli et sote
Posted in Kantin, Türk, tagged keşkek on 24/01/2012 | 1 Comment »
geçen gün tam haftalık mönüyü yapıyordum, Er geldi. zaten hiç bir şeyi beğenmez, daima mönüde olmayanı sorar, ne zaman diye. ben de fırsat bu fırsat diye, sordum, canın ne çekiyor? keşkek istedi. sorunca yapmak şart oldu, bugünün listesine koydum. et soteli keşkek. buğdayı bir gün önce ısladık. sonra kuzu gerdanlarıyla bir kazana koyduk. dün öğleden [...]
aşure!
Posted in tatlı, Türk on 01/12/2011 | 4 Comments »
yılın o zamanı geldi. bu aşure konusu hassas. hiç kimse diğerininkini beğenmez. başkalarınınkinde daima bir kusur olur. benimki de onlardan, kusur aramak serbest. kusur ararken daima işin özü kaçıyor. hani, berekete şükretmek, hani, bereketin paylaşılması? ben Kantin’de 5 sene evvel başladım, koca bir kazanla aşure kaynatmaya. hem müşterilerimize verdik, hem de bütün mahalle esnafına kase [...]
hamsili pilav
Posted in denizden, fırında, makarna/pilav, Türk on 21/11/2011 | 2 Comments »
kışları her Cuma Kantin’de, ya da daha doğrusu, hamsi bulunduğu sürece, yaparız. evde misafir olunca da favori yemeklerimden biridir, sevmeyeni bugüne kadar görmedim. hem çok bildik, hem de, ne olsa, günlük hayatımızın dışında. sofraya gelince, her zaman, herkesin yüzünü güldürür. sevmek için illa da Laz olmak gerekmez. ben Karadeniz’li değilim, dolayısıyla ‘hası budur’ diyemem. annem [...]
salça yaptım!
Posted in sos/turşu/chutney, Türk on 20/10/2011 | 4 Comments »
35 kilo organik domatesten çıka çıka 3,28 kilo salça çıktı. eğer buysa, salça dünyanın en pahalı ürünü olmalı. daha evvel bir fırınlanmış kiraz domatesler yapmıştık, o kadar, o kadar maliyetliydi ki, tektaş domates diye isim takmıştık. bu da tektaş salça oldu. ilk salçayı 2 sene önce İlknur’la denemiştik. çok da başarılı olmuştu. ben o salçayı [...]
yeşil domates pilaki
Posted in Kantin, sebze, Türk, zeytinyağlı on 03/10/2011 | 2 Comments »
var ya, şiir gibi oldu! her sene, bu mevsimde yapıyorum. nedir mevsim? turşu mevsimi. bir, taş çatlasa iki defa. birkaç kez daha yapmak isterim, ama rağbet görmez. bir takım yemeklerde böyle olur, bence yıkılır, ama müşteri oralı bile olmaz. bu da işte onlardan biri. turşuluk yeşil domatesler, bolca soğan, pul sarımsak, biraz da pirinç. tabii [...]
kahve yanı: yoğurt tatlısının artıkları
Posted in Kantin, tatlı, Türk on 16/09/2011 | Leave a Comment »
fındıklı bir yoğurt tatlısı yapıyoruz. Allah için çok güzel oluyor. ama benim en sevdiğim yeri, kabarmış tepelerini düzlemek için kapak gibi kesip, çıkarıyoruz, işte o. kesiyoruz, çünkü servis için ters çeviriyoruz, düz dursun diye. bu artan kapaklar da, orada tezgahın üstünde duruyor, gelip geçen ağzına atıversin diye. çoğu zaman benden kimseye fırsat kalmıyor. ama bugün [...]
