Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘içecek’ Category

bir kokteyl

bal şurubu, bahçe nanesi, 7 senelik koyu rom ve buz.
canım şiddetle bir kokteyl istedi. evdeyim, evimi özlemişim, bütün gün tıngırdadım, keyfini sürdüm. hava da güzel, sıcaktan nemden insan bayılmıyor. akşamüstü şöyle şıkır şıkır bir kokteyl içesim geldi.

yaptım ve içiyorum. önce bal şurubu. o ılınırken, bahçeden aldığım naneleri dövdüm. romla karıştırıp, biraz beklettim. sonra süzüp şuruba ve buzlara kattım. salladım, salladım ve buz dolu bir bardağa alıp, akşamüstü keyfine başladım.

ohh!

Read Full Post »

“Turc au Lait”

‘geç kalmışım’ denebilir. ‘bunu bugüne kadar bilmemek ne ayıp’ da denebilir. yalan da olmaz. bilirdim de, böylesini değil.

20120505-213758.jpg babam yapardı, benim bildiğim oydu, cezveye az kahve koyup, su yerine sütle pişirirdik. Allah için, onu da severdim, hala da severim, ama bu başka türlü oldu.

Nihal’in annesinden öğrendim. onun da annesi yaparmış. bir cezvede bildiğin usül Türk kahvesi pişiriyorsun, diğer bir cezvede de süt ısıtıyorsun. süt bardağa, yada fincana, yada kupaya alınınca, pişmiş köpüklü kahveyi içine katıyorsun. ama dibindeki telveyi katmıyorsun. nefis birşey oluyor. Türk kahvesinin latte hali gibi. daha doğrusu, cafe au lait yerine, “Türk au lait”.

farkı ne mi? öbüründe pütür pütür kahve olurdu, dibinde telvesi, üstünde kaymağı. bunda ise bu söylediklerimin hiç biri yok. hele sütü kaynatmamışsan, istediğin ısıya ayarlamak mümkün, bir de kahven tazeyse, sakız gibi oluyor. kahveye meraklı olmayan biri olarak bayıldım.

bu arada not, evet kahveci değilim, içince sütlüsünü içerim, içmesem daha mutlu olurum. ama Roma’da Sant’ Eustachio veya Londra’da Monmouth’un kahvelerinin de hastasıyım. yani iyisi oldu mu, severim. yoksa işim olmaz.

bugünlerde, evde, Nuri Toplar’ın taze çekilmiş kahvesiyle, “Türk au lait” yapıyorum kendime, ve de bayılıyorum.

Read Full Post »

ben şahsen virgin mary severim. votkalısıyla gerçekten pek aram yoktur. ama şöyle bol buzlu, bol ekşili, bol karabiberli ve bol acılı bir virgin mary’ye bayılırım. yazın, nerdeyse daima, hazır olarak buzdolabımda durur. durmasa bile yapması çok kolaydır. tabii malzeme varsa.

benim virgin mary’im başkadır. ve bence klasik olanından bile güzeldir. ne midir farkı? kereviz sapı-yaprağı yerine, taze zencefil ve fesleğen kullanırım. diğerleri aynıdır, bol karabiber, bol acısso, bol limon suyu, tabii ki tuz ve worchestershire sos.

hepsini blendera atarım, bızzt tamam olur. sonra, biraz da buz atar çekerim, hem soğur, hem kıvamı açılır. çok da değil, öyle su gibisini sevmem. bol buzlu bir bardakta içerim, fazlası da ertesi gün için beni bekler.

bu yazın, evet yaz dedim, ilk virgin mary’sini bu akşam balkonda otururken canım çekti. bana göre, virgin mary %100 bir yaz içeceğidir. canım çektiğine göre,  yaz gelmiş olmalı.

hemen kalktım yaptım. hemen oldu. bir sürahiye koydum, içlerine birer dilim de lime. evde olduğu için, yoksa limon tamamdır.  ben virgin içtim. misafirim, Katie, votka koydu, ona bloody mary oldu.

evet, yaz geldi. sanırım.

Read Full Post »

gazoz diye tarif edilemez aslında, ama başka bir tercüme de imkansız görünüyor. dolayısıyla gazoz.

Temmuz’da Londra dönüşü taktım ginger ale meselesine. orada bol bol içtim, hem tazeleyici, hem dijestif yani sindirici hem de leziz. daha ne olsun? internette kısa bir araştırma sonucu kolayca yapılabildiğini de gördüm. eh, kim tutar beni? tutan falan olmadı zaten. önce kendim denedim. baktım oluyor, Uğur’a öğrettim. yazdan beri yapıyor, şişeleyip servis ediyoruz. artık mevsim itibariyle biraz yazlık kaçıyor ama yine de denenebilir. ne de olsa taze zencefil, soğuk havalarda ilaç.


ginger ale  -2 litre
1 cup toz şeker
2 tbsp rendelenmiş taze zencefil
1 ad. limonun suyu
1/4 tsp kuru maya
içme suyu

  • 2 litrelik plastik bir şişe yada kavanoz alın. –> kavanozun plastik olması çok önemli. fermente olurken oluşan gazlar cam şişeyi patlatabiliyor. plastik şişenin genleşme payı işe yarıyor.
  • şişenin içine şeker ve kuru mayayı koyup, iyice karıştırın.
  • tercihan bir ölçü kabına rendelenmiş zencefil ve limonsuyunu biraz su ile koyup karıştırın. bir huni ile karışımı şişeye ekleyin.
  • üstünü su ile tamamlayın. –> şişenin üstünden 2-3 parmak boşluk kalması gerek. –> genleşme.
    karanlık bir yerde oda sıcaklığında, ama çok da sıcak olmasın, 24-48 saat bekletin. –> şişeyi hafifçe sıktığınızda, patlamak üzereymiş gibi gergin olacak.
  • kapağını açıp, cam bir şişeye süzün ve buzdolabında soğutup için. bol buzla servis edin, çok yakışıyor.

P.S. ben tarifi buradan buldum.

Read Full Post »

karpuz suyu

yıllardır Kantin’de yazları karpuz suyu yapıyoruz. karpuz seven herkese tavsiye edebilirim. hem yapması da kolay. çekirdekleri ayıklanmış karpuzlar makinada çekiliyor. içine tatlılık derecesine göre şeker eklemek mümkün. biz biraz nar şurubu/grenadine koyuyoruz. işte tamam.

buzdolabında soğudu mu, bol buzla servis. yada karpuz önceden buzdolabında soğumuşsa, o da olur.

20110803-010417.jpg

Read Full Post »

limonata demek yanlış aslında. içindeki limon varla yok arası.

bahçeden topladığım lavanta çiçeklerini şekerle havanda ezdim. lavanta ezildi, şeker nemlendi, ortalık mis koktu. sonra üzerine azıcık kaynak su, şeker erisin diye. çabucak soğusun diye öylece dipfirize koydum, 7-8 dakika. soğuyunca süzdüm. az limon suyu, 2 yaprak melisa, biraz da soğuk su.


tadına baktım, tatlısı az gibiydi, biraz bal ekledim. üstüne daha soğuk su. işte oldu.

babam beğenmedi, ben ise pek latif buldum. tazeleyici oldu. sıcak bir Ayvalık öğleden sonrasına yakıştı doğrusu.

Read Full Post »

Aperol ve soda hazırladı Tuba. öncesinde de kitap için çektiği fotoğraflara baktık. pek iyi geldi. hemen gidip Campari bulmalıyım. mevsimi gelmiş. Aperol bulamıyacağıma göre.

Read Full Post »