Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘sandviç’ Category

palamut sandvic1başlıktan da anlaşılacağı üzere, dün akşam palamut yedim. aynen geçenlerde yaptığım gibi, ama bu sefer takoz değil de fileto. palamutu balıkçıya özellikle yiyeceğimden fazla söyledim. hepsini beraber pişiririm de, fazlayı dolaba atarım, kendini sıkar, yarın da güzel bir salata yaparım diye. hani ton balıklı salata yapıyor ya millet, onun gibi birşey. tabii, haşa ton kullanmam, mısır neyin koymam salatama. benim salatalarım da karakterli olur, öyle ne idüğü güdüğü belli olmayan malzemeyle salata yapmam, yemem de yedirmem de. aksi düşünülemez.

neyse.

balık pişti, soğudu, bir kabın içinde buzdolabına kalktı. bugün öyle salata falan olamadı, sandviçe dönüştü. ama öyle bir sandviç ki, lokantada salata olarak mönüye girecek, Bebek dükkanda sandviç.

şimdi:

  • pişmiş palamudu elimle didikledim, irili ufaklı.
  • hızlı hıyar turşumuzdan vardı, kibrit doğradım.
  • Nihal’in organik pazardan getirdiği kütür elmalardan bir çeyreğini de kibritledim.
  • taze soğanları incecik doğradım.
  • bol değirmen karabiber, kuru acı biber, ama az, bir de bol zeytinyağı, sızma
  • ekşi maya dilimlerini kızarttım. içlerine zeytinyağı.
  • alt dilimin üstüne önce balık karışımı, sonra bebek Yedikule marulu, üstünü de ikinci dilimle bastırınca, tamam oldu.

palamudun kara sıkı eti, turşunun sirkesi-tuzu, elmanın kütürlüğü ve meyve oluşu, aradaki taze soğanlar, karabiberin hissedilişiyle balıklı sandviç hakkını verdi. yanına da bir şişe bira. üff!

daha balığım var, acaba ne yapsam?

palamut sandvic2

Read Full Post »

bunu yeni dükkan için denemiştim. dükkanda yapmadım, ama evde yapıpduruyorum. aniden aklıma geldi, herşeyden oluyor da, manda mozarelladan niye olmasın dedim. süper de oldu. gerçi biraz sarımsağı fazla kaçırmışım, ama o ufak bir detay, nasılsa hallolur, gerisi tamamdır.

havanda önce sarımsağı tuzla dövüyorsun, içine maydanoz ve dolmalık fıstık katıyorsun, onları da eziyorsun. sonra ançuez ve zeytinyağı. en sonda da doğradığın süt gibi manda mozarellaları. karıştır. değirmen karabiber ekle. gerekiyorsa daha zeytinyağı. tamamdır. tek eksiği kızarmış ekşi maya.

Read Full Post »

pita & falafel

falafel & piltafalafel bildiğin falafel. tahin sos da öyle. dükkanda sattığımız falafeli yukarıdaki lokanta için tabaklarken yanlarına kurdele havuç salatası, bol maydanoz, kırmızı soğan halkaları ve en önemlisi kendi yaptığımız pita ekmeğini koyduk. şöyle pitanın içine bol tahin sos koyup, diğer malları da içine tıkıştırınca şahane oldu. Nişantaşı’nda tabak, Bebek’teki yeni dükkanda sandviç. tek farkı kırmızı soğan yerine turşusunu koydum.

falafel: nohut, çiğden, geceden ıslanmış.taze ve tohum kişniş, maydanoz, soğan, kabartma tozu, az un, pul biber, kimyon, sarımsak, limon suyu, değirmen karabiber, yumurta.

tahin sos: tabii ki tahin, pul biber, tuz, karabiber, sarımsak, limon suyu, zeytinyağı.

kurdele havuç: portakal suyu, kimyon, ama tohumdan, tuz, karabiber, pul biber, zeytinyağı.

pita: ekşi maya ile tuttuk, kimyon, yenibahar, nane, susam, bal, zeytinyağı

Read Full Post »

sabah internette bakınırken gördüm, bagna caudalı yumurtalı sandviç.

bagna cauda yumurta1

bagna cauda deyince zaten aklım çıkar; 14-15 yaşlarındaydım, Bevan yapmıştı, o günden beri en favori 10 listemde daima yer alır. aslı nedir? bir dip yada sos diyelim. Bevan’ın benim hatırladığım tarifine göre eşit miktarlarda zeytinyağı, tereyağı, ançuez ve sarımsak. tereyağı eritir, diğerlerini içine katar, evlenmelerini sağlarsın. sonra da sıcak tutarak yanında çeşitli sebzeyi bandırıp yersin. istiyorsan başka her hangi bir şeye de sos yapabilirsin. amma esas ilk yediğim halini unutamam, Bevan, Cihangir’deki evinde, yanında Ramazan pidesinden kestiği löp parçalarla servis etmişti. demek ki Ramazan’mış. nasıl yediğimi, nasıl kendimden geçtiğimi, o sofrayı hep hatırladım. o akşamın bir diğer ilk tattığım lezzeti de çiğden yapılmış bir körpe ıspanak salatasıydı. üstünde ılık cevizler, haşlanmış yumurtalar ve çıtır baconlarıyla. hiç hiç hiç unutmam. bugün bebek ıspanak salataları her yerde. benim bu bahsettiğim neredeyse 35 sene öncenin İstanbul’u. yok öyle şeyler o zaman. şimdinin kanıksanmış hiç bir lezzeti bilinmiyor, repertuarlara girmeyi bırak, fikri bile yok. 80’lerin başından bahsediyoruz.

ben şanslıydım. bizim evde ve çevremizdeki evlerde, evet, çok iyi yemek pişerdi. ama esas farkı, annemin ve Bevan’ın ayrı ayrı veya beraber pişirdikleri, kimseciklerin duymadığı,  varlığını dahi bilmedikleri için merak bile edilememiş lezzetlerin hayatımızdaki yeri  yaratırdı. onlar pişirirdi, biz, yani babamla ben, şanslı azınlık olarak bunun keyfini çıkarırdık. yemeğin o yıllardaki hayatın içindeki yerinin, şimdiki, manyaklık sınırlarında dolaşan haliyle yakından uzaktan alakası yoktu. ama annem daha 70’lerde Elizabeth David ve Claudia Roden’in kitaplarını getirtip, çoğunlukla da Bevan vasıtasıyla, o kitapların içinde kaybolurdu. Türkiye’de yemek kitabı sadece Ekrem Muhittin’di.

bagna cauda yumurta2

neyse bir sandviçten nereye geldim. Amateur Gourmet blogundaki yazıyı görünce, yani konu bagna cauda olunca, hemen ağzım sulandı ve yemezsem çatlarım moduna geçtim. ama işti güçtü, evdeki insan kalabalığıydı derken, ancak öğleden sonra yapmak kısmet oldu. sonuçta yapılan basit: bagna cauda hazırladım. ekmek kızarttım. içlerine direkt bagna cauda gezdirdim. yumurtayı haşladım. yeşillikleri ve füme rozbifi yerleştirip, üstlerine daha da sos gezdirip, hemen ılık ılık yedim. hem ağzımın tadı yerine geldi, hem de geçmişi hatırlamış oldum. dedim ya, ben şanslıydım büyürken. hala da öyleyim. şükredecek çok şeyim var. hatıralar da dahil.

Read Full Post »

bu da Defne fikri. evet, tabii ki kat kat sandviç fikri yeni değil, dünyada yıllardır yapılıp duruyor, benim de zaten bildiğim birşey. ama, işte aklıma gelmedi. Defne hatırlattı, niye yapmıyorsun diye. ben de yaptım.
somonlu katli sandvic2 somonlu katli sandvic1ekşi maya tost ekmeğimin, evet artık Kantin’de kendi ürettiğimiz ekşi maya tost ekmeği var, kabuklarını aldım. sonra olabildiğince eşit kalınlıkta, enlemesine, 4 kata böldüm. her kata incecik bir kat tereyağı ve üstüne limon kabuğu ve dereotuyla lezzetlendirilmiş labne sürdüm. sonra gravlax. tabii ki kendi yaptığımız. azıcık, iyice sıçandişi doğranmış kırmızı soğan, bol değirmen karabiber. ayrıca bir kata tere, diğerine kurdele hıyar sırasıyla katları tamamladım.

ben, gözüküşünü pek beğendim, bakalım dükkanın müşterileri ne düşünecekler?

Read Full Post »

kumanya hazırladık!

bir firmanın bir tanıtım günü var. günün programı içinde pek çok aktivitenin yanı sıra, tekneyle gezerek karşıya geçmek de var. biz de, teknede midesi kazınabilecekler için kumanya hazırladık. 3 çeşit, focacciaya yapılmış, mini sandviç -rozbif, gravlax, ızgara sebze- limonata ve kayısılı kurabiye koyduk. hepsini birer kişilik kutular halinde hazır ettik.



 

Read Full Post »

karşı komşu geldi. Kantin’in komşusu, Akkavak Sokağı’ndan. diğer bir esnaf. saat 16:45. ‘ani misafir çıktı, saat 18:00’de dükkanımıza yabancı misafirler gelecek, birşeyler yapabilir miyiz’i sordu. normal şartlarda hayır. yapamayız, yapmayız. sipariş vermenin de kendine göre düzenlemeleri var. ama esnaf, ve de komşu, zor durumda bırakmak yakışık almaz.

2 çeşit kanepe hazırladık. bir küçük boy ekşi maya ekmeği kestik, dilimledik, yarısına Kars-tereyağı-somon-gravlax-dereotu, diğer yarısına da hardal-rozbif-humus koyduk, oldu 2 çeşit kanepe. aldığı şarapları da derin dondurucuya attık, hızla soğusun diye. sonra da hepsini misafirleri gelmeden yetiştirdik.

umarım beğenmişlerdir. bizim aklımız kanepelerde kaldı. taze ekşi mayanın üstüne Kars, üstüne gravlax, biraz dereotu, biraz değirmen karabiber. yemedik, ama Allah’tan fotoğraf çekmeyi akıl ettik. bir daha sefere.

Read Full Post »

Older Posts »