Feeds:
Posts
Comments

Archive for the ‘yolda’ Category

photo 1

photo 1

photo 2

photo 2

Read Full Post »

Boston: Neptune Oyster

içerisi ana-baba günüydü. zaten ufacık bir mekan, 20-25 kişi oturtuyor, o da sıkışık düzende, bir de bar var, oturup yiyebiliyorsun. üstüne garsonlar, üstüne sırada bekleyenler, tıklım tıkış. rezervasyon da almıyorlar. işte böyle durumlarda torpil işe yarayabiliyor. Chef Ana Sortun, Oleanna, sağ olsun, kapıya ismimi yazdırmış. pırt diye geçtim, barda bir tabureye kuruldum.

20131015-113732.jpghemen güzel bir beyaz şarap. şöyle kuru, genç, asitli bir tane, Albarino ismi. torpilliyim diye mutfaktan bir “hamachi ceviche w/h tomatillo, kimchi and cilantro” yollamışlar, şahaneydi. zaten yandaki adam yiyordu, şundan söylesem mi diye içimden geçirirken, bir baktım tabak önümde.

derken “fried Iggy clams w/h tartar sos”. ama onu çok da beğenmedim. daha iyilerini yedim. en son da ise heyecan içinde siparişini verdiğim “Maine lobster clambake” hem çok iyiydi, hem hafif hayal kırıklığı. tadı müthişti, tazecik süt mısırları, buranın mısırları bizimkilerden farklı, cinsini bile bilmediğim garip renkli bir patates, midyeler ve kum midyeleri nefis. tabağın dibindeki suyun içinde yüzmek istedim, tüm malzemenin ve tabii ıstakozun suyu/tadı geçmiş, tereyağı ile bağlanmış, kaşık kaşık içtim. tüm buradaki hayal kırıklığı mı neydi? istakoz. fazla pişmişti.

Neptune Oyster
63 Salem St.
Notta End

Read Full Post »

20131014-202512.jpgben aslında taa buralara bunun için geldim!

kaç defa denedim, olmadı. öbür ekmeği kıvırdığım gibi, kendi başıma yapayım diye uğraştım, olmadı. sonra da bayram tatilini fırsat bilip, bunun için kaçtım Allah’ın Amerikasına. yoksa gezmek için bahaneye ihtiyacım yok çok şükür.

önce NYC, sonrasında Boston, ama dersleri aldığım yer Rehoboth, MA. Johnson&Wales üniversitesinin dibinde, üniversitenin ekmek eğitmenlerinden Ciril Hitz’in kendi atölyesinde.

gece öncesinden poolishleri hazırladık, ekşi mayasını besledik. sabah farklı un karışımlarından, farklı kıvamlarda, farklı tekniklerde hamurları tuttuk. kabarttık, katladık, bekledik, yine katladık. sonra porsiyonladık, ilk biçimi verdik, bekledik, ikinci biçimi yani baguette biçimini verdik, bezlerin arasında unla beklemeye aldık, en sonunda da iki gün yakıp, ısıya doyurduğumuz (thermal mass) temizlenmiş odun fırınında pişirdik. üstelik bu söylediklerimizi bir defa yapmadık, tur-be-tur tekrarladık.

20131014-202816.jpgen sonunda benim yaptıklarım bunlar oldu. tabii ki hala 40 fırın ekmek hamuru tutmam, biçim vermem, çizmem -ah, o çizme yok mu- pişirmem gerekiyor, öğrenecek çok şeyim var, ama en azından yola çıktım. şimdi gereken İstanbul’a dönüp, baguette çalşmalarına başlamak.

iyi bayramlar.

20131014-202703.jpg

Read Full Post »

aslında ismin tamamı şöyle olacak: The Mighty Quinn’s Slow Smoked Barbeque

20131011-131344.jpgilk Amerikan barbeküm. domuz kaburgalarının, brisketin nefasetini anlatamam. hafiften tatlı, ama çok da değil. müthiş isli. acı değil ama ciddi bahararatlı. yanında coleslaw, turşu, baked beans, jalepenos. yıkıcı! etler kemikten dökülüyordu.

20131011-131605.jpghaa, sakın oturaklı bir restoran sanılmasın. bir uçtan giriyorsun, sıra yürüyor, tezgahın bir ucundan siparişlerini söyleyip, diğer ucundan paranı ödeyip alıyorsun. çeşit çeşit bira var, kendi yaptıkları çok iyi bir ginger ale. elinde bir tepsi, bir yer bulup oturuyorsun, keyfine bakıyorsun. hani fast food diyeceğim, mantık o, ama değil. bir et 12 saat pişerse, ortam ne olursa olsun hakkını vermek gerekir. hele hele de bu kadar nefisse!

20131011-131733.jpg
The Mighty Quinn’s
103 2nd Avenue

Read Full Post »

20131011-105916.jpgBreslin’in yeni haber değeri yok, kaç defa geldim, kaç defa yazdım bilemiyorum. NYC favorilerimden. bu sefer Sedef İ’yle gittik. iki kişi oluşumuzdan güç alıp, neredeyse mönünün tamamını söyledik. abartıyorum sanılmasın, gerçekten. iki normal insanın yiyebileceğinin çok ötesinde.
boiled peanuts fried in pork fat -çok da parlak değildi.
scotch egg -inleyerek yedim.
scrumpets -Allahım! ölümcül.
chopped salad -pek kütür, pek tazeleyici.
seafood sausage – çok da bana göre değildi doğrusu.
lamb burger – burger iyi de, patatesler başka türlü, yemekten insan kendini alamıyor.
chocolate mousse parfait -Amerikan tipi tatlı değil, yani iyi.

yine çok iyiydi, ama bu sefer, herşey biraz tuzluydu. 1 kalem yesen farketmiyecegin, yada farkedip de aldırmayacağın tuz, domuz gibi yiyince, susuzluktan bizi öldürdü. tabii çoğunun süper yağlı ve de kızartma oluşunu da unutmamak lazım.

20131011-111454.jpg

20131011-111651.jpgThe Breslin
Ace Hotel
20 W29th Street

Read Full Post »

NYC:notlar #1 Ma Peche

dün geldim. ayın 9’u. geçen sefer THY uçuş yemeklerini yazmıştım, bu sefer onu dönüşte toplayacağım.

gelince ayağımın tozuyla David Chang’in Ma Peche’ine gittim. önceden rezervasyon yapmadığım için de barda yedim. bar havasını beğenmedim, lokanta düzeni başka sefere kaldı artık.

20131010-132934.jpgmönüde denemek istediğim çok şey vardı, ama tek başıma başa çıkabileceğim miktar, azımsanma da, belli. sonuçta 3 çeşidi deneyebildim. ilk olarak “paddlefish caviar” bir tür havyarı creme fraiche ve frenk soğanı ile karıştırmış, üzerinde kızarıp, iyice çıtırdamış tavuk derisiyle servis etmişti. dokuların evlenmesi, lezzetler süper ama keşke o derileri son dakikada kızartsalarmış.

ikinci olarak, yine kızarmış, süt danası uykuluk yedim. badem, ançuezli yumurta sarısı, bebek havuç ve turp ve tanımadığım bir yeşil. müthiş birleşim ama yine bir mise-en-place problemi: turp, havuç ve diğer yeşil önceden yıkanmış/doğranmış hazırlanmış, ama saklarken gerekli özen gösterilmemiş. hepsinin doğal suları uçmuş-kurumuş. yazık.

bütün bu ‘fikri-çok-iyi-ama-uygulama-sonucu-tam-da-tatminkar-olmayan’ iki yemekten sonra, son siparişim “soft shell crab buns” yıkılıyordu. 12 tane falan yemek istedim. kişniş, zencefil, taze soğan ve chili ile bir sos hazırlamış, Çin bun’larının içine kızartılmış yumuşak kabuklu yengeçle verdiler, tadı damağımda kaldı doğrusu.

Ma Peche
15 W 56th Street

Read Full Post »

kahvalti piknigi1

bu geçtiğimiz Pazar Tolga’nın daveti, benim bastırmamla tekneyle çıkmayı planladık. niyet adanın arkasına gidip, denize girmek oradan da Barba Yani’de demlenmekti.

focaccia eksi maya

niyetler ve hava uyuşmadı. tekne böyle birşey. sabah kaptanın demesiyle rüzgarın fazla olduğu, 2-3 gibi kalma ihtimali olduğu bilgisi geldi.Alanur yine de tekneye gidelim, geç bir kahvaltı edelim, sonrasında da yola çıkarız dedi. dedi de demesine, teknede kahvaltı hazırlığı yok, Alanur çırpınacak, Pazar tek dinlenme günü, sonuçta kahvaltı piknik sepeti getirmeye karar verdim.

 frittata1frittata2

tabii bu arada sabah 9:30, hani bir akşam evvelden ekşi maya bir focaccia denemesi başlatmış olmasam, bu kadar kolay atlamayacağım piknik sepeti diye.  beyaz peynir, teneke tulumu, tereyağı, 2 çeşit reçel, teyzemin kendi salamura ettiği güzel zeytinlerin sonu, organik domatesler, pazardan alınma çiçek biberleri, bahçeden taze kekik, Ayvalık sızma zaten var, el altında. dolapta da 4 adet yumurta buldum, onlardan da küçük bir frittata. işte oldu kahvaltı pikniği. ama tabii herşeyi başka boyuta fırından taze çıkmış focaccia taşıdı. kahvaltıda yenileceği için de biberiye miberiye koymadım, sade bıraktım. sadece deniz tuzu.

kahvalti piknigi2

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »